Bu site ruh sağlığı alanında insanlarımızı bilgilendirmek, eğitmek ve yardımcı olmak amacı ile hazırlanmıştır. Bu sitede size verilen bilgiler sizi tedavi amacına yönelik değildir. Bir sorununuz varsa öncelikle ruh sağlığı alanında çalışan yetkin bir kişiye başvurmanızı öneririz.
Uz. Dr. Tahir Özakkaş
Psikiyatrist-Psikohipnoterapist

Psikoterapi, Psikolojik sorunlar, Psikolog, Hipnoterapi

Psikoterapi, Psikolojik sorunlar, Psikolog, Hipnoterapi

Anasayfa
Şizoid Kendilik Bozukluğu GELİŞİMSEL TEORİ Yazdır E-posta
Yazı Index
Şizoid Kendilik Bozukluğu GELİŞİMSEL TEORİ
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Ralph Klein, M.D.
Tercüme: Psikoterapi Enstitüsü Çalışanları
Not: İzinsiz alıntı yapılamaz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
  1.         Gelişimsel teori konusunu ve onun şizoid kendilik bozukluğu teşhisine ve anlayışına uygulanmasını değerlendirirken, ele alınması gereken birkaç soru vardır.   Gelişimsel teoriye ne kadar önem vermek gereklidir?  Gelişimsel teori anlayışının, hastanın fiili klinik tedavisinde ne kadar önemi vardır?
  2.         Tedavi konusunun aciliyetinin ele alınmasına çok az ihtiyacı olan bireyler mi gelişimsel teori hakkında tartışıyorlardır?

 

    Gelişimsel teori konusunu ve onun şizoid kendilik bozukluğu teşhisine ve anlayışına uygulanmasını değerlendirirken, ele alınması gereken birkaç soru vardır.

Gelişimsel teoriye ne kadar önem vermek gereklidir?  Gelişimsel teori anlayışının, hastanın fiili klinik tedavisinde ne kadar önemi vardır?    Tedavi konusunun aciliyetinin ele alınmasına çok az ihtiyacı olan bireyler mi gelişimsel teori hakkında tartışıyorlardır?

            Birincil önemi ne yapmak ve ne zaman yapmak gerektiğine veren klinisyenler, genellikle hem gelişimsel teorinin hem de klinik uygulamanın kalbinde yatan soruyu atlamaktadır. “Yaptığımız şeyleri neden yapıyoruz?”  Gelişimsel teori, insanların varlık haline geliş yolunu – nasıl bu hale geldiler ve ne hale geldiler - anlamaya çalışan kaidedir.  Gelişimsel teori, normal varoluş sürecini açıklayarak, klinisyenlerin patolojik olanı daha kolay belirlemelerini sağlar.  Örneğin, klinisyen bir hastanın esaret korkusunu vurguladığını duyabilir.  Bu beyana ne anlam verilebilir?  İnsan tecrübesinin normal, tahmin edilebilir bir parçası mıdır?  Çocuğun sembiyoz (ortak yaşam ) halinden çıkarken ki önelenemez, içine çeken korkunun bir parçası mıdır?  Sallantıdaki ya da aşırı korumacı ebeveyne veya bakıcıya karşı olan anlaşılabilir tepkinin bir yansımasıyla normal sürecin abartılmış bir parçası mıdır?  Ya da, insan deneyiminin normal düzlemine, dik bir tepkinin anksiyetesi ya da korkusu mudur?  Eğer gelişimsel teorinin simbiotik bir döneme ya da ayrılmaya karşı önlenemez bir içine çekilme çatışmasına ihtiyacı yoksa, o zaman esaret korkusu, normal gelişimsel patikadan net bir sapmak ya da ayrılmadır. 

 Gelişimsel teoride kati bir düzenek olmamasıyla birlikte, klinik uygulamanın çoğu belirsizlik denizinde akıntıya kapılmıştır.  Klinisyenler “anlık koşullara göre hareket et” [ burada kullanılan İngiliz atasözü yerine nabza göre şerbet vermek kullanılabilir ]  ilkesine göre çalışmaktadırlar ya da o anda doğru gözüken müdahaleyi uygulamaktadırlar.

            Bütün bu sebeplerden dolayı, gelişimsel teori olmadan klinik psikiyatri, hiçbir zaman psikodinamik psikiyatri olamaz.  Freud’dan günümüze kadar, psikodinamik psikiyatri; tanımlayıcı psikiyatri ile gelişimsel psikiyatrinin bir evliliğidir.  Bu psikonevrozlar  için de doğrudur; bugün de kendilik bozuklukları için doğrudur.  Gözlemlenebilir olgunun ve teorik yapıların bu isabetli evliliği olmadan; klinik psikiyatri ve kısmen karakteroloji alanı, insan yapısı ve patolojisi – istikrarlı, göreceli kararlı, dünya ile iletişim içerisinde davranmanın, düşünmenin ve hissetmenin devam eden yolları -  anlayışını düzenlemek için kapsamayan, hepsini kucaklamayan, bir yolla birlikte anlamsız kriterler (DSM’deki gibi) listesinden ibaret olurdu.

            Zihnin gelişimsel modelleri, tanımlayıcı psikiyatriyi psikodinamik psikiyatriden ayıt eden şeylerdir.  Psikodinamik psikiyatri kapsamı içerisinde, terapötik müdahalenin seçimi, çoğunlukla, gelişimsel model anlayışının sağladığı doğa tarafından belirlenir. 

            Daha ilerlemeden önce bir ikaz işareti.  Son çeyrek yüzyılda, gelişimsel psikoloji – çocuğun zihninin araştırılması, çocuğun kendisi, çocuğun kişilerarası dünyası –   kendini henüz kanıtlayabilmiştir.  Klinik hipotezlerin çıkartıldığı ve ileride incelenecek olan çocuk psikolojisinin modelleri, gözden geçirme, genişleme ve bir akış durumunun embriyosundadır.   Bu tür hipotezler, değişebilir olarak görülmelidir ve bu tür teorilerin Terapötik imaları, klinik laboratuarda test edilmeye devam edilmelidir.

            Şizoid kendilik bozukluğuna özgü gelişimsel konular nelerdir?  Bu soruyu cevaplamak için, bireyin varoluş süreci hakkında klinisyeni bilgilendiren, en güncel ve belirgin iki teoriye bakmak gerekir.  Bu iki teori genellikle “ayrışma-bireyselleşme teorisi” ve “benlik algısının gelişme teorisi” olarak tanımlanırlar. Bunların mucitleri ve baş savunucuları sırasıyla Margaret Mahler (Mahler, 1968; Mahler, Pine, & Bergman, 1975) ve Daniel Stern (1985) dir.  Her iki teori de  aydınlatıcı, klinik açıdan uygulanabilir, ve birbirlerine benzemediklerini vurgulama çabalarına rağmen; oldukça örtüşmeleri olan ve temelde birbirlerini tamamlayan teorileridir.

            Karakteri daha genel olarak anlamaya yönelik uygulamalarında, her bir teorinin özel bakış açılarını anlamak önemlidir.  Böylece, her iki teori çerçevesinde, şizoid kendilik bozuklukla alakalı gelişimsel meseleleri anlamak için odak daraltılabilir.

 


 
< Önceki   Sonraki >